Son 30-40 sene içerisinde eldeki verilere bakıldığında dünya genelinde yaşlı, hareketsiz, şişman ve sakat nüfusun giderek arttığı görülecektir. Bununla birlikte sağlık bakımında küresel yaklaşımlara gidilirken sigortalı kişi sayısı çoğalmasına rağmen bakım kalitesi azalmaktadır. Bu durum, ya tedavisi tamamlanmamış, ya da problem fazla önemsenmediği için pek bir şey yapılmamış birçok insanın çözümü hareket uzmanlarında, yani biz fitness eğitmenlerinde aramasına neden olmaktadır. Peki, genel fitness programlarının mantığını bodybuilding (vücut geliştirme) mantığına dayandırarak oluşturan fitness eğitmenleri acaba bu duruma yeterince hazırlar mı?

Dolayısıyla spor salonlarında görevli eğitmenlerin muhakkak anatomi, egzersiz biyomekaniği ve programlama gibi konularda kendilerini çok iyi eğitmiş olmaları gerekmektedir. Bu durum, kesinlikle medikal bir yaklaşım ile karıştırılmamalıdır. Fitness eğitmeni teşhis koymaz, düzeltmez, iyileştirmez ya da ağrıları geçirmez! Eğer bunları vaat eden spor eğitmenleri var ise kendilerini ciddi risklere atmaktadırlar. Bu konuda görev ayırımını belirleyen en güçlü işaret, “ağrı” kavramıdır. Eğer normal şartlarda ağrımaması gereken bir bölge hareketin doğru yapılmasına rağmen ağrıyor ise konu o noktada artık bir medikal uzmanın; bir doktorun, fizik tedavi uzmanının ya da osteopatın konusudur.

Yukarıdaki ayırımı iyice öğrenmiş bir eğitmenin bilmesi gereken ikinci önemli husus, bir şeyi düzeltmeden önce “bozmamak” gerektiğidir. Bunun anlamı, vücut kaslarını geliştirmek için kullanılacak bütün egzersizlerin tekniklerinin noktasından virgülüne hatasız olarak yaptırılabilmesi demektir. En basit oturma, kalkma, itme ya da çekme hareketlerinden, en kapsamlı sıçrama hareketlerine kadar doğru tekniklerin dünya standartlarındaki kabul görmüş kurallara göre yaptırılması büyük önem taşır.

Ancak hareketlerin tekniklerini çok iyi bilmek, bazen tek başına yeterli değildir. Eğer kişilerde bedensel ve anatomik farklılıklar sebebiyle kas dengesizlikleri (örneğin kısa ya da gevşemiş kaslar gibi) var ise bu durum hareketlerin bazılarında aksaklık ve zorlamalara sebebiyet verebilir. Bu ufak zorlamalar aylar ya da yıllar sonra tamamen farklı bir seviyeye çıkarak bir sakatlık olarak kendisini gösterebilir. Buna tıp dilinde tekrarlı hasarlara dayalı sakatlıklar da denilmektedir. Dolayısıyla kişilerin olası kas dengesizliklerinin önceden bazı basit test teknikleri ile ortaya çıkartılması ve hareketlerin ve yüklemelerin ona göre seçilmesi kritik önem taşır. Uzmanlar bu konuyu şöyle dile getirirler: “İnsanlar egzersize değil, egzersizler insanlara uydurulmalıdır!”.

Bütün bu hususların bilinip uygulamaya konması ile fitness salonlarında ya da salon dışında yaşanabilecek egzersize bağlı sakatlanma ya da ağrı durumlarının önüne geçilebilir. Doğru egzersiz doğru dozajda kişinin ilacı iken, yanlış egzersiz yanlış dozajda kişinin zehri olabilir!